29 Haziran 2011 Çarşamba

Clara's Heart

1988 yapımı bu filmi NPH, NPH olmadan önce televizyonda izlediğimi hatırlıyorum. Zaten henüz o zaman da NPH değilmiş pek :) Ama yetenekli olduğunu bariz ortaya koymuş. Zira aynı adlı romandan uyarlanan bu filmde sadece Whoopi Goldberg ve küçük Neil oynamış desek abartmış olmayız bence. Zaten bu filmden sonra kendisine Doogie Howser, M.D. dizisi yapılıyor ve 1993'e kadar 4 yıl sürüyor. Bu arada Neil de büyüyor sanırım artık ve kendini sahnelere atıyor. Taa ki How I Met Your Mother'da Barney'le hepimize kendisini tanıtana kadar.
 Bu nası bişi ki böyle? :)

Sanırım gayet başarılı bir introduction olmuş, kendisinin introduce etmediği insan kalmadı ödül törenlerinde.

Karakteri David ezik, mutsuz, güvensiz bir çocuk. Hep böyle cüce kalacam diyor. Yüzme yarışmasında atlet giyiyor tombik.

Ama aksanlarını da pek güzel kıvırdığı neşeli Jamaikalıların arasına katılınca değişim başlıyor.

Kızlardan yana umutsuzken bir komşu kızıyla tanışıyor.

Şarkı söylüyor burda sing-along'una gurban. 

Filmin sonunda biraz büyümüş, gözlüklerinden kurtulmuş ve suited up bir David görüyoruz. Lakin bu çocuğun 15 yaşında olduğuna inanamadım ben. Hadi 1 senede ancak vizyona girdi diyelim film, 14 olsun ama 9 yaşında görünüyor bu insan. Kendisini ayrıca birkaç sene içinde en az 20 cm boy atıp şu anki çipil halini alana kadar zayıflayabildiği için de tebrik ediyorum.

Filmden neredeyse hiç bahsetmedim ama televizyonda seyredilebilecek bir aile filmi diyeyim siz anlayın. Neil Patrick Harris'in çocuk sesine ve görünüşüne rağmen bugünki awesome halinden izler görmek ise çok eğlenceli.


12 Haziran 2011 Pazar

Calling All Angels



Calling all angels, calling all angels
Walk me through this one,
Don't leave me alone.
Calling all angels, calling all angels
We're tryin' we're hopin'
We're hurtin' we're lovin'
We're cryin' we're callin'
But we're not sure how...

Melekler nasıl çağrılır bilmiyorum. Çağrıldıklarında gelirler mi, gelseler yardım edebilirler mi.

Çabalıyoruz, umut ediyoruz, acı çekiyoruz, seviyoruz, ağlıyoruz ve yine çağırıyoruz. 
Nasıl çağrıldıklarını bilmesek de.

2 Haziran 2011 Perşembe

Journey

Glee, çoğunlukla neşe enjekte eden bir dizi olmasına rağmen, bazı komik olmayan, lakin ruhumuza yer eden replikleri de barındırıyor bünyesinde arada sırada.

"Life only, really has one beginning and one end. And the rest is just whole a lot of middle."
İsteğimiz dışında doğduk ve her gün unutmaya çalışsak da ne zaman olduğunu bilmediğimiz bir gün öleceğiz. Önemli olan bu ikisi arasındaki zaman diliminde yapabildiklerimiz.

"At what age are you allowed to look back on your life with nothing but regret? Is 32 too young?... It's just been so long and i'm so tired."
Aşkın böyle bişi olmasını hayal ediyorum. En çaresiz anında, en tuhaf hallerinin bile sükûnetle, yargılanmadan, gülümseyerek karşılanması.

"But you should know that there is some boy out there, who's going to like you for everything you are. Including those parts of you that even you don't like. Those are going to be the things he likes the most."
Bu laflara da tüm naif romantikliğimle inanmak istiyorum.

20 Mayıs 2011 Cuma

Untitled

Şurada tv'nin en "stylish" 25 erkeği diye bir seçim söz konusu olmuş da, bu fotoğrafa ulaştım ordan. Bu insanı 500 Days Of Summer filminde Tom'un 12 yıllık sevgilisi olan mutlu mesut uzun saçlı arkadaşı Paul olarak görmüştük. Saçları kestirmek isabet olmuş bittabi. Bu resmi görünce bir koşu Criminal Minds izleyesim geldi, hemen gerekli yerlere haber saldım zaten:) Korsancılık teşkilatında adamlarım var. Esasen yönetmen olan lakin modellik bile yapan bu çok yetenekli ve güzel isimli Matthew Gray Gubler kişisi Criminal Minds dizisinde nerd de bir karakteri canlandırıyormuş iyi mi? Takibe almakta fayda görüyorum.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Güzellik

Bu nasıl tatlı bir fotoğraftır yahu, insan sırıtmadan bakamıyor. Şeker şeyler sizi.

Güzellik

Buna bağımlı oldum soulfrog'cuğum uzaklardan bir demet diziyle geldiğinden beri. Bir kere izlemek yetmiyor. Çok pis gaza getiriyor insanı.
Burnu büyük, ağzı yamuk, kafası az çalışıyor, dans edemiyor, şarkı söyleyemiyor ya da toplumun bize dayattığı cinsel rollerin tersini yapmak istiyor olabiliriz. Bunlar insanlardan kötülük görmemize,üzülmemize neden olmamalı. Biliyorum çok zor ama, olduğumuz gibi kabul edebilmeliyiz kendimizi. Özgürlüğe biraz daha yaklaşabiliriz belki böylece.

27 Mart 2011 Pazar

Güzel laflar

"... Pazar günü güneş batmaktayken, kendimle ilgili umutlarım ile hayatımın gerçekleri arasındaki fark öyle acı bir şekilde artar ki, en sonunda başımı yastığa bastırmış ağlarken bulurum kendimi."
Alain de Botton *


* quant'a teşekkürler.